YERELDEN EVRENSELE KÜLTÜREL BİR ÇALIŞMA ÖRNEĞİ
AĞASAR” DERGİSİ

( Hakkı BAYRAKTAR )

“Evrensel kültür içerisinde yöresel farklılıklarımızı geliştirerek yaşatmak, insanlığın (dolayısıyla ülkemizin) ortak kültürel değerlerinin zenginleşmesi demektir. Atatürk’ün, ‘Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.’ sözünden de ilham alarak, bu yoldaki hizmetlerimize devam edeceğiz.”
Ağasar Dergisi İmtiyaz Sahibi ve Şalpazarı Dernekler Federasyonu(Şal-Fed) Genel Başkanı Harun Özdemir, ilk sayısını çıkardıkları dergide öne çıkarılan sözlerinde bunları ifade ediyor.
Ağasar, Trabzon ilinin Şalpazarı ilçesine bağlı ve Ağasar Deresi boyunca yerleşmiş köyleri içine alan bölgenin adıdır. O meşhur “Ağasar’ıñ balını / Gel salını salını / Adam cebinde daşır / Seniñ gibi gelini” şeklinde başlayıp devam eden türkünün ilham kaynağı olan,  geleneğine bağlı bir bölge. Geçim sıkıntısı, birçok Ağasar insanını yurt içi ve yurt dışı gurbete ve göçe sürüklemiş. Ancak gurbet ellerde yine de doğup büyüdükleri yörenin kültür ve geleneğinden kopmamışlar.
İstanbul’daki Şalpazarlılar, birlikte hareket etmek, iyi ve zor günlerinde birbirlerine destek olmak, kocaman bir şehirde kültür mirasları olan tüm değerlerine sahip çıkmak için 1990’lı yıllardan itibaren dernekleşme sürecine girmişler.
Bugün İstanbul’da kurulu ve Şalpazarı’na aidiyeti olan on beş adet dernek, hemşehrilerine gece, gündüz demeden hizmet vermektedir. Memleketlerinde devam ettirdikleri yüzlerce yıllık “Otçu Şenlikleri”, dünyada eşi ve benzeri olmayan bayramlaşma etkinlikleri ve “Keşkek” törenlerini birlik, beraberlik  ve dayanışma örneği göstererek, bu dernekler aracılığı ile gurbete de taşımışlardır.
Ağasar’ın geçmişten geleceğe kültür mirası olan yöreye has giyim-kuşamını, yemeklerini, çalgılarını, halk oyunlarını, manilerini, fıkralarını, hikayelerini, hasılı tüm gelenek ve göreneklerini, asimile/dejenere olmadan günümüze taşımak için bu dernekler yoğun faaliyet göstermektedirler.
İstanbul’da kurulan Şalpazarı ve civarı köy derneklerinin birlikte daha organize hareket edebilmeleri, ortak kararlar alabilmeleri için 1995 yılında Şalpazarı Dernekler Birliği kurulmuş. Bu kuruluş, Türkiyede’ki ilk dernekler birliğidir.  Trabzon Şalpazarı Dernekler Federasyonu (Şal-Fed) ise, resmi olarak 2005 yılında kurulmuş.
Şal-Fed, gurbette yaşattığı geleneksel Ağasar kültürünü ve bu husustaki hizmetlerini yazılı belge halinde de yaygınlaştırmak ve kökleştirmek için iki aylık bir kültür araştırma dergisi çıkarmaya karar vermiş ve ilk sayısını zengin bir içerik ve harika bir görsellikle okuyucularıyla buluşturmayı başarmış.
Dergi, görsellik, mizanpaj ve içerik bakımından türündeki birçok yayın organını şimdiden -ilk sayısıyla- geride bırakmış görünüyor. Ağasar dergisinin Genel Yayın Yönetmeni ve Yazıişleri Müdürü Hakkı Bayraktar, Ağasar’ın seçkin/ehil insanlarından oluşan güçlü bir yayın kurulu ve araştırmacı bir ekiple bu işi başardıklarını ve bu kültürel yarışta iddialı olduklarını belirtiyor. Bayraktar, derginin bu sayıda 19 farklı konuya yer verdiğini, 187 adet resim ve 30553 kelime içerdiğini ifade ederken dil hususunda azami dikkat gösterdiklerini ve Ağasarlıların, güzel Türkçemizi kullanmakta da iddialı olduklarını söylüyor.
Ağasar dergisinin bu sayıda ele aldığı konulardan bazıları şunlar:

  • Ağasar’ın/Şalpazarı’nın Tarihçesi: İlk defaarşiv belgeleri yayınlanarak 500 yılı aşkın bir tarih ortaya konuyor. Mustafa Küçük, Mehmet Atalar ve İ.Hakkı Alemdar’ın bu ortak çalışması, Ağasar’n tarihi konusunda gerçekten ilk kapsamlı araştırma özelliği taşıyor.
  • Trabzon Şalpazarı Dernekler Federasyonu(Şal-Fed): Kuruluş amacı; Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulunun tek tek tanıtımı; Şal-Fed’e bağlı derneklerin ve başkanlarının kısa tanıtımları; Şal-Fed’e bağlı olmayan ancak Ağasar kökenli olan yurt içi ve yurt dışındaki diğer derneklerin kısa tanıtımı; Şal-Fed’in, kuruluşundan bugüne kadar yaptığı etkinliklerin bol ve çarpıcı resimlerle tanıtımı.
  • Ağasar’ın Varoluş Türküsü: Horon ve AHOD: Yine bir ilk; Ağasar Halk Oyunları ve Spor Kulübü Derneği. İstanbul’da kurulan derneğin “İhtiyar Delikanlılar” ve “Genç Delikanlılar” horon ekibi ve çalışmaları tanıtılıyor. Dernek Başkanı Mehmet Kandazoğlu, derneğin amacını; “Ağasar kültürünü gelecek nesillere canlı bir şekilde bırakarak, birlik bütünlüğümüzün harcı kültürümüze katkıda bulunmak. Hedefimiz, 2011 Trabzon Dünya Halk Oyunları Yarışmaları’na güçlü bir ekiple katılabilmektir.” şeklinde ifade ediyor. Derneğin Genel Sekreteri olan Hasan Köse de, önemli bir hususa işaret ederek; “Ağasarlının kendi ektiğini yediği, dokuyup diktiğini giydiği zamanlardaki folklorik erkek kıyafetlerinin de, artık ciddi bir saha çalışmasıyla belirlenip yapılması gerekir. Figürler folklorik, kıyafet modern olmaz. Özel düğün-derneklerde olsa da, ulusal ve uluslararası temsillerde ekipler her şeyleriyle geleneksel/otantik  olmak zorundadır.” diyor.
  • Avrupa’da Ağasar Coşkusu: Avrupa’daki birçok Ağasar derneklerinden biri olan Almanya-Stuttgart Trabzon Ağasar Egitim Kültür ve Dayanışma Derneği(A.S.T.A.D.)’nin tanıtımı ve etkinlikleri.
  • “Haydiñ Uşaklar Otçuya!”: Ağasar’ın, yüzyıllar öncesine dayanan “Otçu Şenlikleri” geleneğini kaleme alan Erol Yanık, araştırmasını, “Bilelim ki, güzel ve örnek geçmişimize ne kadar sahip çıkarsak, geleceğimize o kadar emin adımlarla yürürüz.” ifadeleriyle bitiriyor.
  • Yayla Davaları Artık Anlamsızdır: Yıllardır süregelen yayla davaları üzerine bir değerlendirme yazısı yazan Ali Kemal Dural şu vurguyu yapıyor: “Gelin bir yerden başlayalım; bu hasret büyümeden sevgiyi daha da büyütelim. Gelecek nesillere dertler yerine güzellikler bırakalım. Ama ne olur, toprakları değil hayatı paylaşma kavgası verelim. Zamanın şartları, birbirimize daha bağlı, daha sevecen olmamızı emrediyor.”
  • Ağasar’da Kadın Olmak: Ağasar’da kadın olmanın zorluklarını anlatan Havva Cömert, Ağasar kadınının özelliklerinden bahsederken, “Mutfakta hamur yoğuran eller, tarlada kazma, ormanda balta, çayırda tırpan, evinde bebeğinin beşiğini  sallar. Annedir, eştir, sevgilidir. Neşe dolu, güler yüzlü, misafir severdir Ağasar kadını. Ne istediğini iyi bilir Ağasar  kadını. Onurlu ve asil duruşundan asla taviz vermezler.”tesbitinde bulunuyor.
  • Boşalan Köyler, Tütmeyen Bacalar: Ağasar’ın derin yarası olan göç meselesi üzerine bir değerlendirme yazısı kaleme alan Abdullah Gülay, yetkililerin dikkatine önemli tesbitler sunarken şunları söylüyor:  “İnsanlar göçüyor…Topraklar akıyor… Ormanlar tükeniyor, sular kuruyor… Okullar taşınıyor…Öğrenci yokluğundan dolayı taşımalı okullar bile bir başka yere taşınmanın eşiğine geldi. Hiç öğrencisi olmayan köyler oluşmaya başladı… Dağılıp dökülüyoruz da kimsenin sesi çıkmıyor…”
  • Devlet Büyüklerimizin Dikkatine : Ağasar’da devam etmekte olan tapu-kadastro çalışmalarındaki bariz adaletsizlik üzerine devlet yetkililerinin dikkatine ve ilgisine sunulan inceleme-araştırma yazısı, tarihi belgelere dayalı olarak yapılmış. Şal-Fed Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Harun Özdemir imzasıyla yayınlanan yazıda devlet büyüklerimize özetle şu çağrı yağılmaktadır:

“- Bizler bu topraklarda bilinen tarihi ile yaklaşık 500 yıldır ikamet etmekteyiz. Bunca yıldır vergisini ödediğimiz topraklarımız, bugün devlet tarafından elimizden alınmaktadır.
- Vatandaş bu kadar asır sahip olduğu arazisinde gecekondu işgalcisi muamelesi gördüğü ve sürgün durumuna düşürüldüğü için feryat etmektedir. Ancak bu feryadını da yetkililere duyuramamaktadır.
- Endüstriyel ve ekonomik hiçbir değeri olmayan ve bölge halkı tarafından kötü bir odun/yakıt türü olarak mecburen kullanılan kızılağaç, orman kapsamından çıkarılmalıdır.
- Bu haksız ve yörenin gerçekleriyle çelişen uygulama karşısında vatandaşın, devletine olan güveni sarsılmakta,  zedelenmektedir. Dolayısıyla bu mağduriyetin bir an önce giderilmesi en büyük temennimizdir.”

  • Malavi’de Müslüman Kalabilmek: Dünyadaki açlık, kıtlık ve sömürü karşısındaki duyarsızlık, bencil ve şükrünü bilmeyenler yüzünden artmakta ve gezegenimiz günbegün büyük bir felakete doğru sürüklenmektedir. Ağasar dergisi bu konudaki duyarlılığı artırmak için Kanal 7 haber Müdürü Sami Bayraktar’ın, bizzat yerinde gözlemleyerek kaleme aldığı Afrika/Malavi izlenimlerine önemli bir bölüm ayırmış. Yazı şu cümlelerle bitiyor: “Afrika beyaz adamdan çok çekti, halen çekiyor. Ancak Afrika’nın beyaz adama ihtiyacı var. Zulum ve sömürü değil, iyilik ve adalet getirecek beyaz adam bekleniyor Afrika’da!..”

          Ağasar - Kültür Araştırma Dergisi, bu sayısında düşünce, tarih, maneviyat ve sağlık ağırlıklı yazılara da ayrıca yer vermiş.
          Mustafa Atalar(Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdür V.), “Kulağından Zehirlenmek” başlıklı yazısında toplumun dedikodu, yalan haber ve iftiralarla kandırılarak nasıl bir fitne-fesada sürüklenebileceğini tarihi örneklerle ortaya koyuyor. Yazı şu vurguyla tamamlanıyor: “Şaşılması gereken; Allah ve Rasulü’nün bu kadar açık uyarılarına rağmen,  düşmanlarımızın hile ve tuzaklarına bu kadar kolay kanabilmemiz; olayları, feraset sahibi Müslümana yakışacak şekilde kendi gözümüzle kulağımızla değil de, başkalarının -yani dost bildiğimiz sersem ve ahmakların veya pek çoğundan haberdar bile olamadığımız hain ve sinsi düşmanlarımızın- gözleri ve  kulaklarıyla görüp dinlemeye bu kadar çok yatkın olmamızdır.”
          Kamil Bayraktar(Gazeteci-Yazar), “Göğ Ceket Ahmet” isimli tarihi hikayesinde, Yemen’den, Çanakkale ve İstiklal Harbi’ne kadar Ağasar/Geyikli bazında şehit ve gazi olmuş nice insanların ibret verici gerçek hayatlarını anlatıyor. Uzun hikayeden çarpıcı bir bölüm aktaralım: “İmadoğlu Hüseyin köy muhtarı olmuştu. Birgün köye müfreze geldi. ‘Sizin köyde bu kadar mı silah var? Gerisi nerede?’ ile başlayan bir hışımla Rauf Çavuş tarafından, hem de camiin içinde, falakaya yatırıldı. Ölesiye dövüldü. Ondan sonra da çıldırdı. Ömrünün kalan kısmını akıl nimetinden yoksun olarak tamamladı. İmadoğlu Ahmet, bir İstiklâl Harbi gâzisine reva görülen bu zulmü de gördü...”
          Hüseyin Özcan(Bakırköy İlçe Milli eğitim Müdürü), “Türkiye’de Eğitim”i konu alan yazısında, “Günümüz çağında ayakta kalmanın ilk şartı, hızlı değişimle baş edebilecek bilgiye sahip olmaktır. Değişimin getireceği yeniliklere ve gelişmelere uyum gösteremeyenlerin başarılı olması ve rekabet edebilmesi mümkün değildir.”diyor.
        Hüseyin Demirtaş(Zonguldak-Çaycuma Müftüsü), “İnsanın Dini Tabiatı ve İslam İle Buluşması” başlıklı yazısında, “Dini konular üzerinde düşünmek, araştırmak, sorular sormak, ya da kafamıza takılan soruları başkası ile paylaşmak, kesinlikle günah sayılmaz. İmanımızı, dindarlığımızı sağlam bilgiye dayalı temellere dayandırmamız gerekmektedir.”vurgusunu yapıyor.
        Hakkı Bayraktar(Eğitimci-Yazar), “Hoşgörü Derken”başlığı altında, hoşgörünün insani, sosyal ve dini temellerini inceliyor ve yazısını şu ifadelerle tamamlıyor: “İnandığımız temel kaynaklar ‘hoşgörü’ hakkında bu kadar bariz hüküm ve örnekler ortaya koyarken, nasıl oluyor da tahammülsüz, dışlayıcı, bencil ve hoşgörüsüz bir toplum olabiliyoruz? Mezhep, meşrep, siyasi düşünce vb. farklılıklar, temelde aynı inancı paylaşan bir toplumda nasıl oluyor da tefrika ve düşmanlık vesilesi sayılabiliyor?.. Nefsimizin ve egomuzun hegemonyasından kurtulup, inandığımızı iddia ettiğimiz değerleri, ‘Gaye İnsan-Ufuk Peygamber’in örnek hayat tarzına uygun olarak yaşamanın zamanı gelmedi mi?.”
          Prof. Dr. Gökhan İpek, “Kalp ve Damar Hastalıklarının En Önemli Sebebi: Sigara ve Kötü Beslenme”; Prof. Dr. Turgut İpek, “Reflü Hastalığı Nedir ve Nasıl Önlenir?”; Uzm. Dr. Serdar Kabataş, “Bel Ağrısı ve Tedavisi” başlıklı yazılarındaönemli sağlık tavsiyelerinde bulunuyorlar.

            Ağasar ve yaylalarından muhteşem manzaralar ve portrelerle zenginleştirilmiş Ağasar dergisinin dağıtımı Şal-Fed Genel Merkezi tarafından yapılmaktadır. Geniş bilgi için www.salfed.com sitesine başvurulabilir.