Yedi aylık bebeği vefat etti
İlçe Müftümüz her geçen gün daha iyiye…
Eğitime katkı gecesi
Hurşit Karagöz, ameliyata alındı
Ana Sayfa
Ziyaretci Defteri
Foto Galeri
Video Galeri
Duyurular
Sponsorlar
Üye Ol
Üye Girişi
İletişim
20 Mayıs 2012 Pazar
› Dost Siteler
› Faydalı Linkler
› Resmi web siteler› web hostingSİS DAĞI ŞENLİKLERİ - 3Camış Düzü’ndeki bu toparlanma süresi yeterli görülünce-ki bu süreyi, organizeyi sürdüren, oyun sırasında yöneticilik yapan ileri gelenler belirler-pazar yerine inmek için devam edilir.
Ancak bu yola çıkış, normal yürüyüşle olmaz; yine oyunlar oynanarak olur. Önceden daire biçiminde olan oyun düzeni değiştirilir. Herkes kolkola girer ve yanlamasına bir çizgi şekli oluşturulur. Oynayanların cephesi pazar yerine dönüktür. Kolkola giren bütün oyuncuların oluşturduğu yatay çizginin boyu 600-700m. olmaktadır. Arazi yapısı daha fazlasına müsaade etse bu saf çok daha uzayacaktır.
Çalgıcılar, kendi aralarında aynı havayı çalıp sağa sola koşarak birlik ve beraberliği sağlarken; ayrıca yöneticiler de, ellerindeki ‘kama/kılıç’ ile değişik türde oyun maharetlerini sergileyerek kimseyi de incitmeden hizanın düzgün olmasını organize ederler. Atlılar, yine oyuncuların önündeki bölümü açık tutmak için sürekli atlarıyla sağa sola koşarak görev yaparlar. Hem oynayanlara engel çıkartabilecek olan öndeki kalabalığı dağıtır hem de pazar yerinden seyredenlere ihtişamlı bir tertip ve düzen imajını vermek için zemin hazırlarlar. Seyreden kadınlar ise, oyuncuların arkası sıra kendi aralarında kurdukları bir düzenle onları izlerler. Kadınlarla oyuncuların arasına da insan girmesi önlenir. Bu işle görevli olanlar da, görevlerini aksatmadan yürütürler. Çünkü seyretmek kadınların da hakkıdır. Burada görev yapanın zaman zaman şöyle seslendiğini duymak mümkündür: “-Garılar, geri! Garılar geri!” Bu şekilde oynayarak pazar yerine inilir. Bu iniş ne kadar yavaş olursa o kadar sahnede kalınmış olacağı için o kadar iyi olur. Çünkü burası halk oyunlarının, figürlerinin, maharetlerinin sergilendiği bir açık hava tiyatrosu niteliği arz etmektedir. Bu mesafe(200-300m.), bu sebeple bir saat gibi ortalama bir sürede inilir. Pazar yerinin hemen yanı başında büyük bir halka oluşturulur. Bu halkanın çapını da 50-100m. olarak verirsek hiç de abartmamış oluruz. Bu düzende başlayan yeni oyunda yine çalgıcılar koşarak birliği sağlamaya çalışırlarken, bir yandan da hizadan sorumlu oyuncu-görevliler hem oynar hem de düzeni sağlarlar. Atlılar da horon halkasının içinde benzeri görevlerini yürütürler. Halk bu horon halkasına “halkum” derler. Halkumun orta yerinde, yaşlı ve ileri gelenler ile önemli misafirler otururlar; oyunu, imtiyazlı olarak bu iç kesimden izlerler. Kemençeciler, hem çalar hem de durmadan ‘mâni/türkü’ söylerler. En önemlisi de, sürekli koşmak ve oyunculara hükmetmek gibi çok zor görevler üstlenmişlerdir. Bu görevin bir günün sabahından akşamına kadar sürdürülmesindeki zorluğu ayrıca anlatmaya gerek yoktur sarıyorum. Tabii, benzeri zorluklar, oyuncular için de geçerlidir. Horon gibi zor oynanan ve oyuncuyu çok yoran bir oyunun sabahtan akşama oynanması da yine pek kolay bir iş değildir. Pazar yerinde bu şekilde bir saat daha oynandıktan sonra yemek için ara verilir. Ne aranırsa vardır pazarda. Ancak et kavurması yemek adettir. Bununla birlikte salata ve meyve de iyi gitmektedir. ‘Kendin pişir kendin ye’ sistemi geçerli olduğundan herkes kendi etini kendi hazırlar ve kavurur. Bunun için önceden tüp ve tencere getirilmiştir. Böyle bir imkanı olmayanlar için pazar yerinde, hazırlanmış (doğranmış) eti kavuran kişiler de vardır. Bu iş ücrete tabidir. Bu kişiler, eti sadece kavururlar; doğramasına karışmazlar; yağını, tuzunu, soğanını da etin sahibi alır ona verir. Bu şekilde, büyük bir çimen üzerinde binlerce insan yiyip içmektedir. Yemekten sonra tekrar pazar yerindeki oyun yerinde toplanılır; akşama yakın saatlere kadar oynanmaya devam edilir. Akşam yaklaşınca, tıpkı sabahleyin pazara gidildiği gibi tekrar oynaya oynaya köye/eve dönülür. Eve dönüldükten sonra, o yılın ‘Dernek Haftası’ hakkındaki yorumlar da bir süre devam eder. Güzel yanlarla övünülür, eksiklikler eleştirilir...Halk bu haftaya “Kaynak Haftası” demektedir. Bu şenlikler, halkı birbirine kaynaştırır, sevgi ve dayanışmayı artırır.Dikilen pankartlardan birinde, şenliğin anlamı şöyle ifade edilmiştir: “Yaz-bahar aylarında şenlik olur Sis Dağı, Sis Dağı’nda oluşur en güzel gönül bağı; Sevgi, kardeşlik için kurduk burda otağı, Sefa geldi, hoş geldi Karadeniz uşağı!” *** 1992’den buyana(Belediye sonrası); Edebiyat öğretmeni Abdullah Gülay’ın teklif, organize ve sunuculuğu ile Sis Dağı Şenlikleri, özel proğramlı bir şekilde-mehter gösterisi, açık artırımla ağalık seçimi gibi-bazı yeniliklerle icra edilmekte ve büyük beğeni kazanmaktadır.(İlk ağalık seçimi 1998’de yapılmış ve iki yıl üstüste Sis Dağı Ağalığı’nı, İstanbul Ağasar Dernekleri Üst Başkanı ve işadamı Ömer Karadeniz almıştır). Yükleniyor...
İLGİLİ HABERLER
|
|