Geyikli
|
|
| |
AYRILIĞA AĞIT
<Tıklayın>
AĞASAR DERGİSİ
MERCAN FM' DE |
|
|
|
| 16.şubat.2005
|
|
|
Geyikli
Dünü:
Geyikli’de 1950’li yıllardan önce erkek ve kadının her yeri kapalıdır.
Hele kadının saçının teli görünmezdi.
Giysiler daha ziyade koyun-keçi yününden dokumalardı. Ayrıca kendirden
dokunan keten giyecekler ve gurbete giderek alınabilen giysilerdi.
Erkekler, pantolon yerine yünden zipka, şal; tevekten gömlek,
yün çorap, çarık, fes veya kuşak giyerler; yırtılan, sökülen yerleri
devamlı dikerek(sırıma) yıllarca kullanırlardı.
Kadınlar, yün peştamal, yün şal, keten gömlek, kuşak(bele sarılan),
yün çorap, çarık, gütni yallık(yakalık), tabla, çember giyerlerdi.
Bugünü: Geyikli’de erkekler, bugün tamamen terzi ve konfeksiyondan
giyinir. Ayakkabı, gömlek, kıravat yaygındır. Erkeklerin günlük
giyimleri ile pazara veya uzak yolculuklara çıkarkenki giyimleri
arasında-çoğu kez-belirgin bir fark olmaz. Ancak eskiden bir erkeğin
kıyafetini şu giysiler oluştururdu:
Fes/Kuşak(Guşak): Erkekler için fes başa konur, kuşak ise
başa sarılırdı. Tamamen yünden ve yerli dokuma idi. Bugün eski
fes ve kuşak pek kullanılmamaktadır. Fes yerine şapka veya fotör
takanların sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. Daha ziyade
başlar açık bulunmaktadır.
Göynek: Bugünkü atlet veya fanilanın yerini almaktaydı.
Tamamen yerli dokumadır. Hammaddesi tarlada yetiştirilen kenevir
kabuğudur. Bu bitkiye halk “kendir” der. Bunun dokunmuş kumaşına
halk “tevek” der. Göynek tevekten biçilir ve dikilirdi. Bugün
artık kullanılmaz. Bütün tevek dezgahları dağıtılmış, yerini hazır
giyim almıştır. (Bu dokuma işinin nasıl yapıldığını ilerki bölümlerde
ayrıntısına kadar anlatacağız).
İç don: Eskiden adına “tevek donu” denirdi. Bu günkü kilot,
şort yerine giyilirdi. Bu da aynı göynek gibi yapılırdı.
Zipka/Pantolon(Pontul): Bu pantolonun paçaları çok dar
ve yanlardan düğmelidir. Bunun tam aksine yukarısı oldukça geniştir.
Yün dokuma kumaştan yapılır. Tamamen yerlidir. Yün dokumacılığı,
tevek dokumacılığına göre tamamen farklıdır. Tanıtmaya çalıştığımız
zipka, pantol bugün artık giyilmez, yerine normal pantolon giyilmektedir.
Ceket(Ceget): Yine yün dokumadır. Zipka pantolon ile takım
olarak giyilir. Takımın rengi, alt-üst siyahtır. Bugün zipka gibi
bu da artık giyilmez; yerini, konfeksiyon ve terzi imali ceketler
almıştır.
Çorap(Corap): Halkın “corap înesi” dediği küçük şişlerle-yün
ipliğinden-elde örülmektedir. Rengi, yünün rengidir; boyama yapılmaz.
Bugün kış mevsimlerinde bu çoraplar hala giyilmektedir.
Çarık(Çaruk): Deriden elde yapılır, ayağa giyilirdi. Eskiden
ayakkabı yaygın değilken tamamen bu çarıklar giyilirdi. Ancak
uzun süre dayanıklı değildi. (Çarığın nasıl yapıldığı, ilerki
bölümlerde ölçüleriyle birlikte ayrıntılı olarak anlatılacaktır).
Görüldüğü gibi; eskiden hiç para harcanmadan sağlanan giyim,
bugün ağır paralara mal olmaktadır. Yerli malı kullanma alışkanlığı
teşvik edilir ve geliştirilirse giyim daha ucuza mal olabilir.
Bunun gibi, eskiden herkesin yağı, sütü, yumurtası kendi ürünü
iken bugün bunlara para verenlerin sayısı bir hayli fazladır.
Üreticilikten tüketiciliğe doğru hızlı bir geçiş göze çarpmaktadır.
Kadınlar da, bugün tamamen para ile çarşıdan giyinmektedir. Eskiden
el dokuması yerli ürünlerle yarı yarıya giyinmek mümkündü. Kadınların,
eskiden giydiği elbiseler şunlardı:
Yallık/Yarlık: Kutnu denen kumaştan yapılırdı. Bu kumaşı,
pamuk ya da ipekle karışık, kalın, ensiz kumaş diye tanımlayabiliriz.
Kadınlar bunu, dört ucundaki ipleri vasıtasıyla yakalarına, göğüslerinin
üzerine takarlardı. Bugün kesinlikle yok oldu. Genç kızlar içinde
belki adını bile duymayanlar vardır.
Çember(Cember): Yerli ‘yazma’dır. ‘Yemeni’ tipindedir.
Karadeniz’e mahsus özel tip bir dokumadır. Hanımlar, başını örtmede
kullanırlar. Siyah üzerine beyaz renkte ince desenler yapılmıştır.
Kadınlar arasında bu desenler “pisik çavunu”(kedinin ayak izi),
veya “dallı” diye adlandırılmaktadır.
Tabla: Yukarıda anlattığımız çembere bir ilave ile değişik
bir görünüm, bir tür model olarak başa sarılan şekli. Tablada
iç sargı, çiçekli kısmı öne gelecek şekilde köşeli bir görünüm
arzeder. Bu sargının açık bıraktığı kısımlar da, diğer çember
ile kapatılarak normal yazma şeklinde sarılır. Tabi bu tabla sarma
işi, biraz da beceri gerektirir. Düğün ve benzeri özel günlerde
genç kızlar, kendine göre daha usta bulduğu arkadaşlarına rica
ederek kendi tablasının da güzel olabilmesi için yardım ister.
Bugün bu kıyafet de, yerini tamamen normal yazmaya bırakmıştır.
Sadece özel gelin kıyafetinin bir parçası olarak gelinlere yine
sarılmaktadır.
Fistan(Fisdan): Kadın elbisesidir. Vücudu yukarıdan aşağıya
kadar örtmektedir. Kendine göre özel, mahalli dikiş şekli vardır.
Mahalli terziler bu ihtiyaca cevap vermektedir. Etekleri kıvrımlı,
yakaları kıvrımlı ve işlemelidir. Bu işleme makine ile yapılan
zik-zak renkli dikişlerden ibarettir. Etekleri üst üste bindirilerek
kırmalı dikilir.
Bel kısmı daha dar, uzunluğu diz hizasına kadardır. Fistan henüz
tamamen ortadan kalkmış değildir. Yine gelinlere giydirildiği
gibi halktan da genç kız ve kadınlar ara ara giymektedirler. Bu
tip fistanlar bugün dünya moda evlerinde Şoray modası, Çingene
modası adı altında piyasaya hakim olma yolundadır. Kıvrımlı tipleri
bu yolla ağır paralarla satılmaktadır. Köydeki yerli kadın terzileri
bunun çok daha iyisini dikmektedirler.
Kuşak(Guşak): Kadınların bırakamadığı, bu gün de hala her
kadının kullandığı hatta kullanmayanların belki biraz da ayıplanmasına
sebep olan bir kuşamdır. Kuşak, her dönemde para ile alınmış,
hiçbir zaman yerli olarak dokunmamıştır. Kuşak, bele sarılır.
Kalın dokumalı, kırmızı-sarılı renkte ve yündendir.
Peştemal(Peşdambal): Kuşağın üzerine sarılır. Fistan hizası
uzunluğundadır.Yana ve arkaya olmak üzere iki türlü bağlama şekli
vardır. Fakat genellikle yana bağlanır. Peştemal, iki türlüdür.
Eskiden, yerli dokuma, yün olanları kullanılırdı ki, bunun rengi
siyah idi. Bu türleri artık yok oldu. Yerini, para ile alınan
ve genellikle Trabzon-İskefiye(Çarşıbaşı) köylerindeki tezgahlarda
dokunan kırmızımsı ve beyaz renkte geniş çubuklu, pamuklu dokuma
olanı almıştır. Beyazının parlaklığına göre ve kırmızısının koyuluğuna
göre; ‘kara peştemal(peştambal)’ ve ‘beyaz peştemal’ olmak üzere
bu da ikiye ayrılır. Bugün hep bu iki çeşit kullanılmaktadır.
Yörekbağı : Genç kızlar, beline ve peştemalın üzerine sararlar.
Tamamen yerli dokumadır. Ham maddesi, renkli yün ipleridir. Genişliği,
iki santimi pek geçmez. Uzunluğu, iki metre civarında olur(Kullanacak
olanın bel genişliğine bağlıdır). Ucu, aynı tür iplerle yapılmış
püsküllerle donatılmıştır. Bugün artık kullanılmamaktadır.
İşlik / Yelek : Bugün ‘yelek’ olarak bilinen bu giysinin
eski adı ‘işlik’ idi. Ancak ‘işlik’le ‘yelek’ arasında farklılıktan
da söz edebiliriz: Yelek, işliğin biraz daha geliştirilmiş şeklidir,
diyebiliriz. İşlik, kadınların giydiği kollu bir tür ceket iken
yelek; kolsuz, renkli kumaşların ve üzerindeki nakışların bir
kompozisyonudur. Yeleği, yine mahalli terziler yapmaktadır.Yelek,
genç kızların zekle giydiği bir giysidir. Düğün-dernek gibi özel
günler ve bayramlarda giyimin bir parçası olma özelliğini hala
sürdürmektedir. Yelek, önden düğmesizdir. Uzunluğu, bel hizasındadır.
İşlemeli kısmı, daha çok ön ve etek kısımlarıdır. Son zamanlarda,
sarı rengin hakim olduğu yelek, yaygınlaşmaktadır.
Devamı>>>
|
|
|
Geyikli
|
|
AKABE
MOBİLYA
Beşikdüzü
TLF : 0462 8714006
|
GÖRELE SEYAHAT KİRAZLITEPE’DE
HER GÜN DİREKT ŞALPAZARI' NA
Erol YANIK
Tlf.: 0216 5575928
0533
514 83 50
|
|
|