|
Malını-mülkünü satarak,
gayr-i menkullerinin senedini ihtiyar heyeti karar defterine geçirerek,
noter senedini, tapusunu vererek köyü tamamen terkedip göç etme
durumları zaman zaman yaşanmıştır. Daha çok Samsun, Adapazarı, İzmit
ve Bolu(Düzce) taraflarına göç olmuştur.
Göçün sebepleri
A-Arazi Darlığı: Elindeki arazisi kendisine yetmeyenler, başka yerlerden
arazi alarak köydeki emlakını satıp göç etme yoluna gitmişlerdir.
Sun’i gübrenin yaygın hale gelmesinden önce bu tür göçler daha çok
olmuştur. Sılaya geldiklerinde bu şekilde göç edenlerin; “Keşke
bizim zamanımızda
da böyle olsaydı, göç etmezdik” dedikleri

NB-Geyikli'den uzun yıllar önce göç edip Kaynaşlı(Bolu) yöresine
yerleşen Cabir Bayraktar Ağa'nın oğul, torun ve akrabasıyla birlikte;
Marmara Bölgesi'ndeki Geyikli kökenli dost ve akrabalar, 1999 Haziran'ında
Kaynaşlı'da bir kır toplantısında buluşmuş ve hasret gidermişlerdi.
'12 Kasım 1999 Depremi' bu sefer onları, acıları paylaşmak üzere
buluşturdu...
duyulmuştur. Geyikli-1 İlköğretim
Okulu eski müdürü Mehmet Türkmen, şimdi rahmetli olan ve 1950’lerde
Geyikli’den Samsun Adatepe’ye göç etmiş iken sonradan sılaya dönen
Sabri Gülay’dan böyle bir itirafı göz yaşları arasında bizzat duyduğunu
söylemiştir.
B-Geçimsizlik/Dargınlık: Az da olsa, bu tür göçler de olmuştur.
C-Emeklilik: Bazı memur ve işçi emeklileri, beğendikleri yerlerden
iş tutarak ve arazi alarak yerleşme cihetine gitmektedirler. Bu
tip ayrılmaların ana sebeplerinden biri de, çocuk okutma isteğidir.
***
Ne sebeple olursa olsun; Geyikli’den göç edenler, doğup büyüdükleri
toprakları asla unutmamışlar ve hep Geyikli’nin
hasretiyle yaşamışlardır. Yıllar önce göç
ederek Kaynaşlı(Bolu) taraflarına yerleşmiş ve bugün büyük bir köy
oluşturmuş olan Cabir Ağa’nın oğullarından Naci Bayraktar,
bakınız bu özlemini şairâne bir üslupla nasıl dile getiriyor: <<şiir
geyikli'ye hasret>>
NaB-Cabir(Ağa)
Bayraktar(1900-1985)./Saygın ve güvenilir bir zât idi. Yaşadığı
müddetçe, bulunduğu çevrede her türlü davayı mahkemeye intikal etmeden
yerinde çözmesi ve sulha kavuşturmasıyla tanınırdı...
|