Geyikli
|
|
| |
AYRILIĞA AĞIT
<Tıklayın>
AĞASAR DERGİSİ
MERCAN FM' DE |
|
|
|
| 16.şubat.2005
|
|
|
Geyikli
|
‘Şalpazarı’
ve ‘Ağasar’ Kelimeleri...
|
a-‘Şalpazarı’
Kelimesi:Yörede eskiden keten ve kenevir dokumacılığının hayli
yaygın olduğunu biliyoruz. Bu bölgede köylüler tarafından dokunmakta
olan şallar, eskiden şehir merkezinde satışa çıkartıldığından,şal
alınıp satılan yer anlamında bu bucağa ‘Şal Yeri’, daha sonra da “Şalpazarı”
adı verilmiştir.
‘Şal Yeri’nde aynı zamanda çimşir(şimşir) kaşıkların satıldığını da
biliyoruz.Yörede çimşir kaşıklarıyla ünlenen yerleşim yerinin adı;
Çeğel’dir. Aşağıya aldığımız türküde hem Çeğel’i, hem de Şalpazarı’na
‘Şal Yeri’ dendiğini göreceğiz:
‘Şal Yeri’nde satulu,
Çeğel’iñ gaşukları;
Aldı yarı elimden,
Köyüñ bulaşukları.
‘Şal’, Farsca bir kelime olup; ‘saf yünden dokunan, bele bağlanan,
boyuna dolanan, başa sarılan veya omza alınan ince ve kıymetli kumaştır.
Eskiden,Hindistan ve Acemistan/İran taraflarında imal ediliyordu.(Bk.:
Büyük Türkçe Sözlük ve Türkçe Lügat).
‘Şalpazarı’nın ‘şar’ kelimesinden gelmiş olması da mümkündür. ‘Şâr’,
yine Farsca bir kelime olup ‘şehir, belde, kasaba’ anlamına gelmektedir.(Bkz.:
Osmanlıca-Türkçe Ans. Lugat/ Türkçe Lügat). Haftanın belli bir gününde
bütün köylerin alış-veriş yaptığı ‘şehir pazarı’ olduğu için o anlamda
‘Şarpazarı’, zamanla da ‘Şalpazarı’ denmiştir. Yaşlılardan bazıları;
Şalpazarı’na hala ‘Şaryeri’, Beşikdüzü’ne de, ‘Şarlı/Şallu’ demektedirler.
Haftanın çarşamba günleri Şalpazarı ilçe merkezinde geleneksel pazar,
bugün de devam etmektedir.
b-‘Ağasar’ Kelimesi: Beşikdüzü’nden denize döküldüğü yerde
‘Akhisar Deresi’ adını alan, ‘Ağasar Deresi’ boyunca Vakfıkebir-Eynesil
arasından güneye doğru uzanan bölgeye verilen isimdir. Bu bölge, aynı
zamanda Çepniler’in,Trabzon havalisinde-yazılı kaynaklardan anlaşıldığına
göre- 6-7 yüzyıl en yoğun yaşadıkları yer olarak da ünlüdür.(Bkz.:
Çepni Kültürü,s.1).
Ağasar ismi hakkında, halk arasında anlatılan çeşitli rivayetler vardır.
Bunlardan bazılarını aşağıya alıyoruz:
a) ‘Ağasar’ kelimesi, bir rivayete göre; ‘Akhisar’ kelimesinin
değişikliğe uğramış halidir. ‘Ağasar Deresi’ olarak bildiğimiz derenin
adı, Salname’lerdeki ‘Şarlı Nahiyesi Hakkında Ma’lumat’ başlığı altında
‘Akhisar Deresi’ olarak belirtilmiş olsa da; daha sonraları ve bugün
bu dere, halk arasında ‘Ağasar Deresi’ namıyla şöhret bulmuştur.
b) Diğer bir rivayete göre: Çepni Türkleri’nin evlenen ağasına,
çok sevdiği yeni hanımı; ‘Ağa bana sarıl! Ağa beni sar! Ağa sar!..’
diyerek sevgisini izhar etmekten çekinmezmiş. Dillere destan olan
bu sevgi sözcüğü, daha sonra ‘Ağasar’ şeklinde bölgenin adı olur.
c) Başka bir rivayete göre: Birçok aile bölgeden topluca göç
ederken, Takazlı(Beşikdüzü) mevkiinde sayılarının ne kadar olduğu
sorulur. Onlar da, ağalarına; ‘Ağa say!’ derler. Daha sonra bu ifade,
‘Ağasar’ şekline dönüşür ve yörenin adı olur.
d) Yöreye yerleşmek amacıyla gelen kırk aile, yörenin sahip
olduğu coğrafyanın istenmeyen özellikler taşıdığını görünce geri dönmek
zorunda kalmışlar. Geri dönüşlerinde bir grup köylü onlara, neden
geri döndüklerini sorunca onlar da, elleriyle büyük bir kayayı göstererek;
“Aha say. Biz burada ne yapacağız?” demişler. ‘Aha say’ ifadesinin
zamanla ‘Ağasar’ halini aldığı söylenir.
e) Daha başka bir rivayet de şöyledir: Bölgenin ağasının ayağı
aksaktır. Halk zaman zaman; ‘Ağa aksak, ağa aksar’ şeklinde ifadeler
kullanır.Bu ifadeler zamanla ‘Ağasar’a dönüşür ve halkın yaşadığı
beldenin adı olarak kalır.
f) Yörede halka zulmeden, halkı canından bezdiren bir ağa yaşamaktadır.
Bu duruma son vermek isteyen halk, ayaklanır ve ağayı asar. Ağaya
başkaldıran ve ağayı asan yöre insanına “Ağa asan” ismi verilir. ‘Ağa
asan’ ismi, Türkçe’nin fonetik özelliklerine uyarak zamanla ‘Ağasar’
halini almıştır.
g) Yöreye pek rağbet edilmezmiş. Bunun sebebi sorulunca da
şu cevap alınırmış: “Uranıñ havası âsalu. Ne zaman ne olacağa bilinmez.
Bi günde ayam yedi tefire döner. İşlerimiz ağsar(aksar)”. Bu sebeple
‘ağasar’ isminin ‘kararsız hava durumu’ anlamına gelen “âsalı hava”
ifadesinde olduğu gibi “âsalı” kelimesinden geldiği söylenir. ‘Âsalı’
kelimesi, zamanla ‘Ağasar’ halini almıştır.
h) ‘Ağasar’ isminin, Farsça bir sıfat tamlaması olması da muhtemeldir.
Çepniler’in uzun zaman İran’da kaldıklarını, orada siyasi ve askeri
faaliyetlerde önemli roller aldıklarını biliyoruz. Farsça ‘âb’ ya
da ‘âv’, ‘su’ anlamına; ‘sar’ kelimesi de, ‘soğuk’ anlamına gelmektedir.
Bu iki kelimeyle bir sıfat tamlaması oluşturulduğunda ‘âva-sar/âbasar’
bulunmuş olur. ‘Âvasar/âbasar’, ‘soğuk su’ anlamına gelir. Nitekim
Ağasar Deresi, yılın her mevsimi soğuk akmaktadır. ‘Âvasar’ ismi zamanla
‘Ağasar’ halini almıştır.
***
Bir zamanlar, Ağasar Deresi’ni işaret eden tabelanın üzerinde ‘Akhisar’
yazısının görülmesi üzerine yöre halkının gerekli yerlere başvurması
sonucu, bu ismin tekrar ‘Ağasar’a dönüştürüldüğünü tespit etmiş bulunuyoruz.
Akhisar şeklindeki ismin verilmesinde; Beşikdüzü’ne bağlı Akise(Akhisar
) köylülerinin, derenin adının ‘Akhisar’ olduğunu iddia etmelerinin
etkili olduğunu öğrendik. |
|
|
Geyikli
|
|
AKABE
MOBİLYA
Beşikdüzü
TLF : 0462 8714006
|
GÖRELE SEYAHAT KİRAZLITEPE’DE
HER GÜN DİREKT ŞALPAZARI' NA
Erol YANIK
Tlf.: 0216 5575928
0533
514 83 50
|
|
|