|
HB-'Sancak'
konusundaki sözlü kaynaklardan Muhammet (Ağa) Bayraktar
Araştırmalarımız sırasında, Geyikli’de Osmanlı İmparatorluğu’ndan
kalma bir sancağın varlığını haber aldık. Sancakla ilgili bilgileri
alabilmek için bazı yaşlı kişilerle görüştük.
Muhammet Bayraktar(Geyikli halkından, yaşı 1988'de görüşürken
80'in üzerinde idi; şimdi merhum): Bu kişi, sancaktan geriye kalan
'alem'in muhafaza edildiği evin en büyük kişisiydi. Sancağın en
son kullanılan direği(gönderi) ise kardeşi Mustafa Lütfü Bayraktar'ın
evinde muhafaza edilmektedir. Muhammet Bayraktar'ın sancak hakkındaki
ifadesine göre; "Bu sancak, bu sülaleden Ali Bey'e bir kahramanlığından
dolayı verilmiştir. Muhammet ve M.Lütfü Bayraktar'ın babası Ali
Osman Ağa, veliyyullah -Callû Hoca'da, Geyikli Medresesinde 12 sene
okumuş, ilim tahsil etmiş- öldüğünde ise bu sancak dikilmiştir.
Cenazesi, evden Konakyanı Mezarlığına kadar bu sancak sembolik olarak
açılarak taşınmıştır. Bu sancak bazı özel günlerde dikilirmiş. İndirilirken
kurban kesilirmiş". 1915-1918'li yıllarda Ruslar köyü işgal edince
sancak onların eline geçmesin diye toprağa gömüllmüş. Hakkı Bayraktar'ın
babası Mustafa L.Bayraktar'ın naklettiğine göre; "Rusların istilası
boyunca toprakta gömülü kalan sancak çürümüştür." Hatibû Muhammet
Gülay (Geyikli'nin hemen hemen en yaşlılarındandı, kendisine de
halk 'ağa' diye hitap ederdi; şimdi merhum)'a göre; "Sancaktan Trabzon
ve havalisinde iki(doğrusu dört) tane idi. Osman Ağa ve öteki sancaktar,
93 Harbine bu sancakla gittiler. Bu iki sancaktar, Batum'u Ruslara
vermemek için direnmişlerdir. Bu sancağı, Osman Ağa çok kullanmıştır.
Osman Ağa'nın köyde emrinde 400 askeri varmış. Ara sıra; 'askerlerini
topla, gel!' diye çağrılırmış. Beldemizde,'Konakyanı' denen yerde
'Sancaktar Konağı' varmış ve sancaktar orada otururmuş".
*
: Sancak;Osmanlı devlet yönetimi içinde önemli bir yer
tutar. Osmanlı sınırları genişlemeye başlayınca, merkeze bağlı idari
birimler kurmaya ve bunların başına yöneticiler tayin etmeye başladılar.
Ülkenin sınırları daha da genişleyince,idarede temel birim "sancak"
oldu. Kendisine bağlı köylerle birlikte nahiyelerin birleşmesiyle
kazalar meydana gelmişti.Kazaların birleşmesinden sancaklar(livalar)
meydana gelmişti.Osmanlı taşra teşkilatında en büyük idari birim
olan "eyalet"ise, çeşitli sayıdaki sancaklardan meydana gelirdi.
Eyaleti oluşturan sancakların bey'ine, "Sancakbeyi" denirdi. "Bey"
unvanıyla bilinen sancakbeyleri, sancaklarında devletin en yüksek
idarecisi idi. Sancakbeyinin, sancağın en büyük idarecisi olması
dolayısıyle bazı yükümlülük ve hakları vardı.Mesela; bir savaş esnasında
sancağında bulunan timarlı sipahilerle(Osmanlı Devletinin en önemli
askeri kuvveti olan bu süvari/atlı birlik, Osmanlı'nın bir cihan
devleti olmasında başlıca rolü oynamıştır.)birlikte bağlı bulunduğu
beylerbeyinin komutası altında savaşa iştirak etmek, sancakta asayişi
ve emniyeti temin etmek; kalpazanlıkla mücadele etmek;özel görev
için gelen devlet memurlarına yardımcı olmak gibi vazifeleri vardı.Bununla
beraber sancakbeyleri,idarelerinde bulunan sancakta işlenen cürmlerin
suçlularını cezalandırma görevini de yerine getirirlerdi. Sancakbeyleri,
protokolde bütün 'ağalar'ın üstünde bir yere sahipti.
'18.yy'ın ilk yarısında(1700-1740 yılları arasında) Trabzon Eyaleti;
Trabzon, Batum ve Gönye(bazen Soğucak kal'ası da ilave edilmektedir)
sancaklarından müteşekkildir. Bu sancakları tasarruf eden(idare
eden) paşa ve beyler arasında adı geçen (Gönye sancakbeyi) Ali Bey(ana
metinde sözlü tarih ifadelerinde zikredilen Ali Bey ismiyle sadece
bu isim örtüşmektedir-H.B.), 5 Mayıs 1726 tarihinde Faş Kalesinin
muhafaza ve binasında gösterdiği yardım nedeniyle ve Tiflis'e giden
yolun genişletilmesi ve tamiri hususunda yardım etmesi şartıyle
mirlivâlık(sancakbeyliği) ile kendisine tevcih edilmiştir. 12 Mart
1729 tarihli bir ibkâ(uzatma) emri ile Ali Bey görevine devam ettirilmiştir.
Gönye Sancağını tasarruf ettiğini tesbit ettiğimiz ümerânın(idarecilerin)
4'ü bey, 6'sı paşa rütbelidir. Bey rütbeli olanlardan Mustafa Bey,Çirmen
Sancağından; Ali Bey, Faş muhafazasında gösterdiği başarıya mükâfeten;
İbrahim Bey, ilk kez; Hasan Bey ise, ikinci kez tayinle Gönye Sancakbeyi
olmuşlardır. Bey ve paşalar çoğunlukla Faş Kalesinin muhafazası
şartıyla Gönye'yi tasarruf edebilmişlerdir(Gönye ve Faş Kalesi,
bugünkü Artvin sınırları içindedir). Tevcih kayıtlarından anlaşılacağı
üzere; bunlardan bir kısmına ber-vech-i ilhak(ilhak suretiyle),
ber-vech-i zamime(eklenme/katılma suretiyle) ve ber-vech-i arpalık(arpalık
olmak üzere / arpalık:Osmanlı Devletinde yüksek devlet memurları,
bazı saray mensupları ile ilmiye sınıfının üst kademesine ek tahsisat,emekli
veya azil maaşı olarak verilen gelirler) tevcih edildiği için bizzat
sancakta bulunmamışlardır'(BA, Kepeci Tahvil Mükerrer 523(Yayına
Haz..:F.Başar, Osmanlı Eyalet Tevcihatı/1717-1730, s.127-129; ayrıca
bkz.. Doç.Dr.Orhan Kılıç,18.yy'ın İlk Yarısında Trabzon Eyaletinin
İdari Taksimatı ve Tevcihatı-Trabzon Tarihi Sempozyumu, s.182-191).
(İnceleme ve Araştırma:Hakkı Bayraktar).
|